Büyük bir boşluktu galiba. Issız bir tepeden denizi seyrederken de öyle deniyordu. O denizden tepeye bakarken de aynı. İçi boş bir kelimeydi aslında. Bazen mutluluk oluyor güldürüyordu, bazense bir damla yaş oluyordu. Ama akmadan gözlerde doluyordu. Boşlukta kaybolmaktı belki de diğer adı. Boşlukta varolmak da denilebilirdi tabi. Zaten an ve an değişiyordu her şey. Şimdiydi bugünden kalmış en büyük hediye. Yerini yavaş yavaş yarına bırakırken. Gün batmaya hazırlanırken de dün olacaktı adı. Aynı kalmayacak hiçbir şey biliyorum. Kimimiz büyüyecek kimimiz yaşlanacak bazıları ise küçülecek. Ama aynı kalmak yok. Günler yine geçiyor işte, duvardaki çentikleri artırarak. Bugün varım ne mutlu bana, bugün sen de varsın. Ne mutlu sana...
